Hamilelikte beslenme
Gebelik ve emzirme döneminin sağlıklı bir şekilde geçmesi için gerekli koşullardan biri de annenin iyi beslenmesidir. Bu dönemde besin gereksinimi artar. Yeterli ve dengeli bir beslenme programı ile bir yandan kendi sağlığını korurken, diğer yandan doğacak bebeğinin normal büyüme ve gelişmesini, doğumdan sonra da bebeğine vereceği sütün yeterli ve besleyici olmasını sağlar.
İçerdikleri besin öğelerine ve besleyici değerlerine göre besinler dört grup altında toplanır:
1. Grup: protein yönünden, B vitaminleri, demir ve çinkodan zengin olan et, tavuk, balık, yumurta ve kuru baklagillerden oluşur. Herhangi birinden iki porsiyon yenmesi yeterlidir.
2. Grup: süt ve sütten yapılan yoğurt, peynir, çökelek, sütlü tatlılar ve benzeri yiyeceklerden oluşan grup, kemik ve dişlerin yapısını oluşturan kalsiyumun en iyi kaynağıdır. Yiyeceklerinden herhangi birinden veya birkaçından bir-üç porsiyon yenmesi günlük gereksinim için yeterlidir.
3. Grup: temel enerji kaynağı olarak bilinen ekmek, bulgur, makarna, pirinç, mısır, şehriye, tarhana, irmik, un ve benzeri tahıllardan oluşur. Her öğünde bir-iki ince dilim ekmek yeterlidir. Ona ilave olarak bu gruptakilerin her birinden bir-üç porsiyon yenilebilir. Mesela: Üç dört yemek kaşığı pilav veya makarna, bir kase çorba, bir orta boş patates, bir dilim börek bir porsiyon olarak kabul edilir.
4. Grup: taze sebze ve meyvelerden oluşur. C vitamini gereksinimi bu gruptan karşılanır. Üç-dört porsiyon yenmesi günlük ihtiyaç için yeterlidir. Sebze ve meyvelerden oluşan bir porsiyonun özellikle A ve C vitamin açısından zengin olan yeşil yapraklı sebzeler ve portakal, limon gibi turunçgiller veya domates olarak alınması önerilir.
Yağlar: tamamen yağsız bir beslenme düşünülemez. Günlük yenilen yağın aşağı yukarı yarısı yiyeceklerin bileşiminden gelir. Özellikle et ve benzeri yiyeceklerle fındık, fıstık, ceviz, zeytin, süt, peynir, yumurta gibi yiyeceklerin bileşiminde fazla yağ bulunur. Bu nedenle bu gibi yiyeceklerin kullanıldığı yemeklere yağ eklenmesine gerek yoktur. Katı ve sıvı yağlar dengeli bir şekilde tüketilmelidir. Alınması gereken ünlük yağ miktarı 2-6 yemek kaşığı kadardır. Bu yağın yarısı bitkisel sıvı yağlar ve zeytin yağı olmalıdır.
Hamilelikte ilaç kullanımı
Gebelikte, gelişigüzel kullanılan ilaçların bebeğe olumsuz etkileri olduğu unutulmamalıdır. özellikle de bebeğin oluşumunun tamamlandığı en kritik dönem olan ilk üç ayda. Gebelikte anormallikler ve düşükler bu süre içinde oluşmaktadır. Antibiyotik tedavisi gerekmedikçe yapılmaz. Tetrasiklin grubu antibiyotikler kesinlikle gebe kadınlarda kullanılmaz. Kloramfemikal üçüncü ayda verildiğinde bebeğin karaciğeri gelişemez. Amhoglikont giribi antibiyotikler bebekte sağırlık yapabilir. Asprin gebe kadınların kullanmamamsı gereken ilaçlardan biridir. Sakinleştiriciler hemen bebeği de etkiler. Kalp ve diabetli hastaların kullandığı ilaçlar da bebek için riskli olabiliyor. Alkol plasentadan kolayca geçebildiği için devamlı alkol alan annelerin bebeklerinde küçük baş yapısı, geri zekalılık, kalp bozuklukları görülebiliyor. Anne adayları hiçbir durumda doktorunun bilgisi olmadan ilaç kullanmamalıdır. Tüm ilaçlar doktor kontrolünde, gereken dozda ve sürelerde alınmalıdır.
Hamilelikte kansızlık (anemi) sorunu
Hamilelik döneminde en sık karşılaşılan sorunlardan biri de kansızlıktır. Kansızlık, alyuvar sayısının ve temogloksin miktarının azalmasından ileri gelen bir hastalık durumudur. Kansızlığın en önemli nedeni denir eksikliğine bağlıdır. Anne adayının, kırmızı kan hücrelerindeki yetersizlik, artan kan hacmine paralel olarak kan hücrelerinin yeteri kadar artmaması ile vücut üzerinde etkili olur.
Hamilelikte sık rastlanan kansızlık problemi daha çok kendini 3. üç aylık dönemden (20. gebelik haftası) sonra gösterir. Hamilelik öncesi yapılan kontrollerde veya hamilelik esnasında yapılan kan sayımları ile teşhis kolayca yapılabilir.
Belirtiler: Kansızlık olan anne adaylarında halsizlik, yorgunluk, kalp çarpıntısı, konsantrasyon güçlüğü, vücut direncinde azalma, baygınlık, baş ağrısı gibi belirtiler ortaya çıkar.
Ne yapabilirsiniz: Anne adayları bu dönemde kansızlıktan korunmak için bol bol demir ihtiyacını karşılayan besinler almalıdır. Hamilelikte hem bebeğin doğumundan sonra vücudun kullanacağı, hem de gebelik nedeniyle artan kana yeterli oksijen taşınabilmesi için normalden daha fazla demire ihtiyaç vardır. beslenme, demir ihtiyacını gidermesi için tek başına yeterli olmaz. Doktorunuzun tavsiyesi ile demir içeren ilaç alabilirsiniz, veya yine demir, kalsiyum, magnezyum ihtiyacını karşılamaya yardımcı olan özel gebelik vitaminlerinden kullanabilirsiniz.
Sorunlu hamilelikler
Bugün elde bulunan modern teşhis yöntemleriyle gebelikte eskiden bilinmeyen pek çok rahatsızlık saptanabilmekte ve önlemler alınarak sağlıklı bebekler doğurtulabilmektedir. Aileler gebelikte görülen sorunlar hakkında bilinçli olurlarsa anne sağlığı daha iyi düzeylere ulaşabilmektedir.
Gebelikte risk faktörleri:
1. Gebelik sırasında görülen kanamalar,
2. Yüksek tansiyon
3. Bacaklarda ödem, kilo fazlalığı,
4. Daha önceki gebeliklerde erken doğum,
5. Daha önceki gebeliklerde ölü ya da sakat doğum,
6. Kan grubu uyuşmazlıkları
7. Bulaşıcı hastalıklar (verem, hepatit vs.)
8. Kalp ve akciğer hastalıkları,
9. Zühhrevi hastalıklar (herpes, gonore vs.)
10. Şeker hastalığı
11. Gebelikten önce geçirilmiş dölyatağı ameliyatları
12. Fazla alkol ve nikotin
13 Arka arkaya fazla doğum yapmak (4 çocuktan fazlası),
14. 40 yaşının üstünde olmak
15. 34 yaşından sonra ve 16 yaşından küçüklerin ilk doğumları
16. Fazla kürtaj ve düşükler
17. İkiz ve çoğul gebelik
18. Kemik ve çatı darlığı
19. Makat gelişi
20. Bebeğin yan gelişi
Hamilelikte tütün ve alkol
Hamilelik sırasında bu iki maddenin kullanılması doğacak olan çocuğun sağlığını olumsuz yönde etkileyecektir. Sigara kullanımı sonucunda bebeği besleyen damarlarda daralma görülür. Bu daralma dolaşım bozukluğuna yol açacak ve sonuçta bebeğin daha küçük doğum tartılı olmasına sebep olacaktır. Bunun yanı sıra sigara kullanan annelerde ölü doğum yapma oranı diğerlerine göre çok daha fazladır.
Alkol, yapısı itibariyle doğrudan kana karıştığından plasenta bariyerini hemen aşarak bebeğin karaciğeri tarafından süzülecek, kalpte ve damar sisteminde daha doğuştan pek çok kusur oluşmasına sebep olacaktır. Hamileliklerinde alkol alan annelerin bebeklerinde doğumdan sonra da bir çok davranış bozuklukları, hatta zeka geriliği gözlenebilir. Bunları düşünerek eğer zihinsel ve fiziksel yönden geri bir çocuk sahibi olmak istemiyorsanız bu dönemde aldığınız alkol miktarını mümkünse sıfırlayın.
Kan uyuşmazlığı
Bir zamanlar kan uyuşmazlığı tıbbın ve doktorların korkulu rüyasıydı. Daha sonra sorunun nedeni ve çözümü ortaya konduğunda o eski korkutuculuğunu yitirdi. Günümüzde anneye doğumdan hemen sonra yapılan bir anti-D immünoglobulin enjeksiyonuyla ikinci gebelikte böyle bir sorun yaşanması önlenebiliyor. |