UYARI: Verdiğimiz bilgileri tanı ve tedavi için kullanmayınız. Tansiyon, Düşük Tansiyon, Yüksek Tansiyon vs.. hakkında doktorunuza danışınız.
Modern dünyada ölüm sebepleri arasında kalp hastalıkları ne yazık ki, en başta gelen sebepler arasındadır.
Vücudumuz entegre bir sistemdir ve bütün alt sistemler birbirinden etkilenir. Herhangi bir organımızda oluşan olumsuz değişiklik mutlaka diğer organlarımızıda olumsuz etkilemektedir.
Kalp ve dolaşım sistemi kendi içinde bir bütündür. Bu sistem içinde kalbimizi, evimizdeki su dağıtımını sağlayan pompaya, damarlarımızıda, suyun çeşitli yerlere ulaşması için gerekli olan dağıtım borularına benzetebiliriz.
Damarlarda oluşabilecek bir problem mutlak suretle kalbi olumsuz etkileyecek ve ona daha fazla yük binmesine sebep olacaktır. Şüphesiz bunun tersi içinde aynı şeyleri söylemek mümkündür.
Vücudumuz daha önce söylediğimiz gibi, entegre bir sistem olduğu için, kalp ve dolaşım (damar sertliği vs) sisteminde görülen hastalık ve problemler, özellikle böbrekler, göz, beyin gibi diğer yaşamsal öneme sahip organlarıda olumsuz etkilemekte ve zaman içinde onlarında sağlığını bozmaktadır.
Şimdi isterseniz bu kısa girişten sonra sitemizin kurulma amacı olan tansiyonun ne olduğuna bir göz atalım.
Tansiyon Nedir?
Tansiyon kelimesi, halk arasında genellikle yanlış kullanılmaktadır. Kelime anlamıyla basınç olarak adlandırabileceğimiz ve bize atardamarların içindeki kan basıncı hakkında bilgi sahibi olmamızı sağlayan olgudur tansiyon. Ve hepimiz için yaşamın olmazsa olmaz gereğidir.
İnsanların kullandığı " Tansiyonu var" tabiri aslında, bahsedilen kişide yüksek veya düşük tansiyon problemi olduğudur. Kanımızın damarlarımızda ilerleyebilmesi ve hücrelerimizi besleyebilmesi için belirli bir itme gücüne (basınca) ihtiyacı vardır.
Kalbin kanı vücuda göndermek üzere kasıldığındaki basınç, damar içindeki en yüksek düzeydir. Buna Sistolik (Büyük) tansiyon adı verilir.
Kalbimiz hiç durmadan çalışmaktadır. Ancak çoğu kişinin farketmediği şey, bu durmaksızın çalışma esnasında bile kalbimizin dinlendiğidir.
Sistolik, yani küçük tansiyon denilen olgu ise işte kalbimizin bu dinlenme (gevşeme) esnasında damarlarımızda oluşan kan basıncıdır.
Tansiyon, yaş, kilo ve cinsiyete göre farklılık gösterir.
Yüksek Tansiyon Nedir? (Hipertansiyon)
İsterseniz ilkönce tansiyon değerlerinin nasıl ifade edildiğine ve normal tansiyonun hangi değerler arasında yer aldığına bakalım, çünkü kabul edilen normal bir değer olmalı ki, onun alt veya üst değerleri olabilsin.
Bilimsel olarak tansiyon mmHg veya cmHg olarak telefauz edilir. Örneğin bir kişinin tansiyonu için 120 mmHg veya 12 cmHg olabilir. Bu kullanım dilinde tansiyonun 12 olduğu anlamındadır.
Tansiyonumuz için normal değerlerde aslında kişiden kişiye değişebilmektedir. Ancak genel anlamda 120 mmHg ile 80 mmHg normal değerler kabul edilmektedir. Başka bir deyişle 12 büyük tansiyon, 8 küçük tansiyon.
Büyük tansiyon eğer 13'ün (130 mmHg) üzerinde ise kişide yüksek tansiyon olduğu söylenebilir.
Burada dikkat edilmesi gereken nokta, spor veya yapılan diğer ağır aktiviteler sonrası alınan tansiyon ölçümleri, normal değerlerin üzerinde çıksa bile, bu kişide Hipertansiyon (Yüksek tansiyon) olduğu anlamına gelmez.
Tansiyonla ilgili bir tanının mutlaka bir hekim tarafından ve onun sağlık kontrolleri sonrasında konulması şarttır.
Yüksek tansiyon belirtileri olarak halsizlik, sabah hissedilen ancak bir süre sonra ortadan kaybolan baş ve ense çevresinde ağrılar, çarpıntı sayılabilir.
Şüphesiz bu problemlerin kaynağı, başka sağlık sorunları yada sebepler olabilir. Unutmamak gerekir ki, yüksek tansiyon sinsi seyreden bir sağlık problemidir. Bu yüzden, belirli aralıklarla (özellikle yukarda sayılan sorunlarınız varsa) tansiyonunuzu ölçdürmenizde fayda var!
Düşük Tansiyon Nedir? (Hipotansiyon)
Tıp dilinde Hipotansiyon olarak adlandırılan düşük tansiyonda da belirli sınır değerler vardır. Günümüz bilgileriyle, tansiyonumuzun (belirli ölçülerde kalması şartıyla) normal sayılan değerlerden bir miktar düşük olması, sağlığımız açısından pozitif olarak nitelendirilmektedir.
Çoğumuzun sık sık duyduğu "Yüksek tansiyon" probleminin yanında, bir hekim tarafından teşhis edilmiş düşük tansiyonda en az diğeri kadar ciddi bir sağlık problemidir. Kanımızın organlarımız, dolayısıyla hayatımız için ne kadar önemli olduğunu sanırım anlatmaya gerek yok. İşte düşük tansiyona sahip bir kişinin (özellikle beyin, böbrek, kalp) organlarında, yeterli miktarda kan gitmemesi ile ciddi sorunlar ortaya çıkabilir.
Ortostatik tansiyon diye bilinen tansiyon problemi ise, kişi dinlenir haldeyken veya oturur pozisyondan ayağa kalktığı anda kendini gösterir. Bu kişilerin, ani tansiyon değişikleri için bilinçli olmaları ve mümkünse hareketlerini buna göre ayarlayarak, ayağa kalkış esnasında daha yavaş hareket etmeleri önerilir.
Hipotansiyonun belirtileri olarak başlıca, yorgunluk, halsizlik, çarpıntı, unutkanlık, havada sanki ışıldayan noktaların görülmesi, kulaklarda çınlama (uğuldama) sayılabilir. Ancak, bunlar şüphesiz başka sebeplerden ötürüde gelişebilecek durumlardır. Bu sebeple, en iyisi en yakın sağlık kuruluşuna gidip tansiyonunuzu ölçtürmek ve bir hekime danışmaktır.
Bazı kalp hastalıklarının, aneminin (kansızlık) ve alınan bir takım ilaçlarında tansiyonu düşürücü etkisi olabilir.
Tansiyon Ölçüm Aleti
Günümüzde pek çok kişinin evlerde kullandığı elektronik tansiyon ölçüm cihazları mevcuttur. Bu cihazlar, pratik olmaları ve herkes tarafından kolayca kullanabilmeleri ile tercih sebebidir.
Doktor veya hemşireler tarafından kullanılan cıvalı tansiyon ölçüm aletlerinin daha doğru tansiyon değerleri verdiği söylenebilir. Ancak bunları kullanmak ancak bilgili kişilerin yapabileceği bir iştir.
Tansiyon ölçümü öncesinde dikkat edilecek husus, tansiyonu ölçülecek kişinin görece dinlenmiş ve rahat olması gerekliliğidir. Doğru tansiyon değerleri elde etmek için, ev işleri, yürüyüş, alışveriş gibi sizi yoran aktivitelerin hemen ardından tansiyonunuzu ölçmek uygun bir davranış olmayacaktır.
Eğer bir tansiyon hastası iseniz, düzenli olarak tansiyonunuzu ölçmek durumundaysanız ve elektronik bir ölçüm cihazı almayı düşünüyorsanız, maddi olarak biraz daha fedakarlık edip, kaliteli ve piyasada güvenilir bir markayı tercih etmeniz sağlığınız açısından önemlidir.
Beslenme Alışkanlıkları ve Yüksek Tansiyon Riski
Ne yazık ki, çoğumuzun sağlıklı beslendiği söylenemez. Özellikle doymuş yağ (katı yağlar) kullanımı ülkemizde oldukca yaygındır. Karbonhidrat ağırlıklı ve yağlı besinleri tüketmemiz sonucunda oluşan kilo problemi ile yüksek tansiyon hastalığı arasındaki bağ günümüzde yapılan bilimsel çalışmalar ışığında ortadadır.
Özellikle orta yaşlardan sonra doymamış yağların tüketimi, karbonhidratların aşırı tüketimi mümkün olduğunca kısılmalıdır. Beslenmemizi daha geniş bir besin yelpazesiyle ve günlük ihtiyaç duyduğumuz kalori miktarını aşmadan yapmamız, yüksek tansiyon ile savaşabilmemizin başta gelen şartlarındandır.
Artık gayet net bir şekilde bilinmektedir ki, alınan her kilo, kan basıncımızda belirli ölçülerde artışa sebep olmaktadır.
Daha Sağlıklı Bir Yaşam
Yüksek tansiyon gibi, felçten tutun birçok organımızın ciddi harabiyetine varıncaya kadar etkili olan bir sağlık problemini, aslında hayatımızda uygulamaya koyacağımız basit fakat etkili önlemlerle aşabiliriz.
Unutmayın ki, bu sağlık problemi, bu günden yarına gelişen bir hastalık değildir. Süreç içinde çeşitli etmenlerin birleşmesiyle oluşur ve tedavisi belkide ömür boyu devam eder. Özellikle düzenli egzersiz yapmak bu konuda yapılabilecek en doğru davranış olacaktır.
Mümkün olduğu kadar stresten uzak durmak ve kendinize zaman ayırmak ve hareket etmek, eğer varsa kilolarınızdan kurtulmak bu hastalığa yakalanmamak için en önemli önleyici tedbirlerdir.
Yapılacak egzersizler için, bir hekim ve profesyonel olarak sporla uğraşan birinden yardım almak şüphesiz en iyi seçimdir. |